SINIRI AŞMAK

Araba otoyolda ilerlerken manzara gözümüzün önünde yavaş yavaş değişiyor. Yeşil ormanlık tepelerdeki taş çiftlik evleri yerlerini, sahildeki renkli binalara bıraktılar. Bir süre sonra aniden, bir viyadükten geçerken, sağ yanda yeni bir ülkenin adı beliriyor; fiziksel olarak var olmayan bir sınırı, durmaksızın aşıyoruz. İnsan ister istemez, “Peki ne değişti?” diye kendi kendine sormadan edemiyor. Bitkiler aynı, … Devamını oku

DOĞANIN SESİ

Bu yaz yaşadığım yerde hava serin geçti. İki günde bir yağan yağmurlar, gece 12 dereceye düşen sıcaklıklar… Hayvanlar için ot eken çiftçiler havanın bir yağıp bir açmasından memnun kaldılar, ne de olsa yağmuru yiyip hemen ardından açan güneşi gören otlar kendilerini göğe doğru hızla uzattılar. Bostanı ve meyve ağaçları olanlarsa dertli dertli sebzelerine, meyvelerine baktılar. … Devamını oku

SESSİZ TİYATRO

“Mekan: Şık bir restoran. Zaman: Akşam yemeği. Sahne: 6 gençten oluşan bir masa. Kostüm: Hepsi şık giyinmişler, hatta kızların kıyafetleri biraz abartılı, düğüne gitsen gidilir seviyede. Durum: Aralarında tek kelime etmiyorlar, birbirlerine bakmıyorlar, kafaları telefonlarına gömülü.” Bu, benim yazdığım tiyatro oyunundan bir sahne değil; her gün etrafta gördüğümüz bir durum ve benim için en az … Devamını oku

DOĞANIN GÜCÜYLE SARSILMAK

Geçen gün yaşadığım yere yakın büyük bir deprem oldu. İnsan gece yarısı yatağından sıçrayarak depremle uyanınca ilk önce yanındalarsa sevdiklerine sarılıyor, olmayanları telefonla arıyor, evine bakıyor, komşuları iyi mi diye gidip kontrol ediyor. Her şey yolundaysa televizyonu açıp haberleri izlemeye, bir taraftan da Internet’e bakmaya başlıyor, olayın boyutunu kavrayabilmek için. Türkiye’deyken de depremi yaşamıştım, yaşayanlar … Devamını oku

SESLERİ DİNLİYORUM GÖZLERİM KAPALI – (ORHAN VELİ’YE ÖVGÜ)

Geçen gün gözlerimi kapayıp etrafımdaki sesleri dinledim. Arkamdaki ağaçtan bir kuş çığlığı, komşunun köpekleri, yan tarlada çalışan traktörün hırıltısı… Çocukken de bunu yapardım. Şehir çocuğuydum, henüz okula başlamamıştım, en sevdiğim şeylerden biri açık cama yakın koltuklardan birine uzanıp dışarıdan gelen sesleri dinlemekti. Kıpırtısız yatar, gözlerimi kapar, en küçük sesleri, en küçük vızıltıları, en küçük tıkırtıları duymaya … Devamını oku

SANAL DÜNYANIN SANAL YAKINMALARI

Hepimiz zaman zaman yapıyoruzdur, insan doğası, yakınan varlıklarız. Yine de yakınmanın fazlasının zarar olduğunu, devamlı yakınanlar ile onları dinleyenleri içten içe yiyip bitirdiğini ve belki de doktorların “Yakınmak, ciddi sağlık problemlerine neden olur” gibi bilgilendirici kampanyalar yapmaları gerektiğini, son zamanlarda daha sık düşünmeye başladım. Sosyal meydanın hayatlarımızı kasırga gibi girmesiyle insan davranışları gözümüze daha da … Devamını oku

BÖĞÜRTLEN ZAMANI

Her sene böğürtlen zamanı geldiğinde içimi bir bitiş ve başlangıç hissi kaplıyor. Küçükken, daha ilkokul yıllarında, dedelerden kalma meseleleri halletmek için İğneada’ya giderdik. Nedense o dedelerden kalma işler bir türlü hallolamaz, biz her sene Eylül ayının başında kendimizi yine İğneada yollarında bulurduk. Tabii işlerin halledilmesi demek oraya teyzeler ve kuzenlerle gidilmesi demekti; okul açılmadan önce … Devamını oku

OLİMPİYAT’IN BEYNİMDEKİ OYUNU

  Malum, dört yılda bir kapımızı çalan, bazılarımızın heyecanla beklediği an geldi: Yeni bir Olimpiyat’ı görme mutluluğu içindeyiz. Haliyle gazete yazıları, televizyon programları Olimpiyat ile dolup taşıyorlar. Bizim hemen hemen her gün uğradığımız kafedeki yaşlı amcalar bile Olimpiyat üstüne konuşup, İtalyan atletlerin nasıl daha iyi performans gösterebileceklerini tartışıyorlar. Haliyle bütün bu konuşmaların, ciddi yaklaşım ve … Devamını oku

YAPAY DÜNYANIN MASKESİ

Televizyondaki reklamlar, Internet’teki fotoğraflar, sokaklardaki panolar mankenlerle dolu. Hepsi fıstık gibi, bir gram fazlalıkları yok. Erkekler kasla donatılmış, Michelangelo’nun David’i yanlarında halt etmiş. Kadınlar desen, Tiziano’nun güzellik kavramı tarihe karışalı yüzyıllar olmuş; Tiziano’nun resmettiği bir kadının bacağı, bugünün iki mankenine bedel… Sonra yaz geliyor, “E hadi denize gitsek” deniyor, bir kompleks alıyor insanı. Yok oram … Devamını oku

SİVRİSİNEKLE TANIŞMAK

“Hanımefendi, sizi ısıran sivrisineği gördünüz mü?” Şişip morarmış bacağımla yabancı bir doktorun karşısında, suçlu bir çocuk gibi korku içinde oturuyordum. “İşte, ne bileyim Doktor Bey… Böyle, bildiğimiz sivrisinek…” “Yok, olur mu hanımefendi! Bunun kaplan olanı var, ev cinsi olanı var, lağımdan geleni var… Üstü çizgili miydi tek renk mi?” “Hay Allah, bilmem ki? Tanışmaya fırsat … Devamını oku