KESME İŞARETİYLE BÖLÜNMEK

Bilgisayarının başında kara kara düşünen insanlar var; elleri titriyor, boncuk boncuk terliyorlar. Karanlık günlerden geçiyorlar; tüm sıkıntılarının müsebbibi o, “Kesme İşareti”, biliyorlar. Kafalarından geçen soru, gözlerine uyku girmesini engelliyor: “Özel isme eklenen hangi ek, kesme işaretiyle ayrılır?” Cevapsa belirsizliklerle dolu, “Özel isme iyelik eki geldiğinde kesme işaretiyle ayrılır, yapım ekiyse ayrılmaz. Kurum kuruluş adına gelen … Devamını oku

6 KELİMELİK HİKAYELER

Belki daha önceden duymuşsunuzdur; bir akım var, Mikrokurgu adında. Bunun tanımlaması kesin değil. Bazı yerlerde 300 kelimeyi, bazılarında 50 kelimeyi, bazılarındaysa 6 kelimeyi geçmeyen hikayelerin/romanların bu kategoriye girebileceği söyleniyor. Aslında “Flash Fiction” adı da veriliyor buna, şimdi çok popülermiş, yazanlar deneyenler çokmuş… İşin benim ilgimi çeken kısmı ise, “Evet azizim, şimdi bu kesin post-modern, yani … Devamını oku

YA ŞİMDİ GODOT DA BİRDEN GELİVERİRSE!

Tam, “Basıldı mı, basılacak mı?”, “Ya son anda bir aksilik çıkarsa?”, “Bir süredir de yeni bir haber gelmedi…” gibi, panikle kafamda beliren cümlelerle boğuşurken, birden bir e-mail geliverdi: “Zeynep Hanım, kitabınız matbaadan geldi!” Tabii bu haberi kendi çapımda iki salto, üç el çırpışı ve ilkokul yıllarından kalma bir iki bale figürüyle nasıl karşıladığımı tahmin edersiniz. … Devamını oku

12’Yİ BEKLERKEN (BECKETT’A SAYGIYLA…)

Yazmak yetmiyormuş. “Oldu, evet bu sefer artık tamamdır!” gibi cümleler tekrarlana dursun, bir kitabın basım süreci sancılı ve ağırmış… Bir de bunun üstüne, “Eee, ne oldu senin kitap? Hani basılıyordu?” gibi sorular eklendikçe, “Aslında tabii, yani hazır da son kontroller… editör bir kez daha okumamı… önümüzdeki hafta, olmazsa bir sonrakine mutlaka baskıda yani…” gibi cevaplara … Devamını oku