DERDİNİ ANLATAMAMAK

Anlaşamıyoruz, daha doğrusu derdimi anlatamıyorum. Onun iddiası benim isteklerimi, tercihlerimi, yaşam tarzımı bildiği üzerine; benim isyanımsa, “Hayır, sevgili yapay, haksızlık etmeye çok meyilli, sanal dünya! Beni anlayamamışsın!” noktasında. Ursula K. le Guin’in ölüm haberini aldığım gündü. NY Times’da yazar hakkında çıkan bir yazıyı okuyordum. Okudukça yazıların arasına reklam girmeye başladı, bir süre sonra reklamlardan makaleyi … Devamını oku

2018 BEY İLE SOHBET

Bu sabah pencereyi açtım. İçeri tertemiz bir 2018 girdi. Birleşiminde dağ havası vardı, ferahtı ama parçalı bulutlu çapkın bir bakışı vardı. İçimden, “Acaba yağmura mı dönecek?” diye düşündüm; o ise gizemli ve derin bakıyordu. Sonunda saçımı uçuşturan bir rüzgarla, “Ben beyaz bir sayfayım,” dedi, “beni karalamak ya da desenlerle donatmak sizin elinizde.” Çok açık konuşuyordu, … Devamını oku

BİRBİRİNE BAKMAZLAR DİYARI

Bir tramvay, tramvayda insanlar, insanlar arasında ben, etrafı izliyorum. Eskiden, çocukken, “Öyle insanlara dik dik bakma, ayıp olur!” derlerdi çünkü insanlar onlara baktığımızı görür, görünce de utanır ya da sıkılırlardı, hatta kötü niyetimiz olmasa bile alınabilirlerdi. Birine uzun süre bakmak yakışık almazlar arasındaydı; şimdiyse, onlara baktığımızın farkında bile değiller. Sokakta gördüğümüz insanlar fiziki olarak bu … Devamını oku

LACİVERT KAPLI DÜNYAM

Elimde kuryenin getirdiği, karton ince küçük bir paket tutuyorum. Paketi kenarından yırtıyorum, içinden birer karış büyüklüğünde iki defter çıkıyor. Üstlerindeki plastik paketi çıkartıyorum, kapaklarını açıp bir sürprizle karşılaşacakmışım gibi içlerine bakıyorum, çocukça bir heyecana kapılıyorum. Bir insanın yeni alınan iki defter için bu kadar duygulanması belki de bazıları için çok anlamsız. Oysa bu lacivert sert … Devamını oku

DİLİN DÜĞÜMLERİ

Son zamanlarda, “Ya İngilizce ya İtalyanca yaz artık. Biz de gönül rahatlığıyla yazdıklarını okuyalım!” laflarını daha sık duymaya başlayınca ve bir iki de yabancı dilde kurgu edebiyat yazma denemesi yapınca daha iyi anladım: insanın günlük konuşma dili İtalyanca, okuma dili İngilizce olsa da yazım dilinde kendini en rahat hissettiği yine de büyüdüğü, yetiştiği ana dili. … Devamını oku

YOLUN KENARI

Hava hala karanlık. Doğa yeni uyanıyor. Önümde uzanan okyanus boyutundan beklenmeyen bir zarafetle her bir dalgada gelgitin gücüyle ağır ağır geri çekilirken, yamacın kenarındaki ahşap banka oturuyorum. Arkamda koruluk, tepeler, tepelerden gelen inek çanları, uzaktan duyulan bir tren… Havanın yavaş yavaş aydınlanışıyla gözlerime ışık doluyor, renkler gökyüzünde ve bulutlardaki kıvrımlarda uçuşarak beliriyor. Elim boynumdaki fotoğraf … Devamını oku

DİŞİMİN SIZISI

Yeni diş doktorum dişlerimi incelerken başıma gelecekleri aşağı yukarı tahmin ediyorum ama kondurmak istemiyorum. Zaten doktora gitmeye karar vermek yeterince zor, bir de doktorun dişlerimi inceleme süresi uzadıkça rahat görüntülü rahatsız koltukta yumruklarımı giderek daha da sıkıyorum. Dişçi koltuğu insanın bir nevi ata dönüştüğünü, sonraki aşamada toynaklarına bakılacağını hissettiği sınanma merkezi. O sınanma anında kafada … Devamını oku

GENİŞLEYİP DARALAN ZAMANLAR

Son 10 gündür bir proje üstüne çalışıyordum. Bittiğinde “Bugün günlerden ne?” diye sorulsa o anda bilemezdim, bilgisayarımın ekranındaki tarihe bakma ihtiyacı duydum. Zaman bu 10 günlük sürede benim için, Dünya’nın zamanından farklı işlemişti; yaşanan günden çok, projenin bitiş tarihini hedef alarak yaşamıştım. Yazmam gereken hikâyeler bitip de zamanın farklı akmış olduğunu anladığımda, bu his beni alıp … Devamını oku

BÜYÜMEYE DAİR

Ben küçükken babaannem, “İnşallah benim yaşıma gelesin!” derdi. Çocuk aklımla sinirlenir, “Ben senin gibi yaşlanmayacağım!” derdim, o da basardı kahkahayı. Çocuklar için yaşlanma kavramını anlamak zordur, onlar için bir tek büyümek vardır, büyüyünce yapılacaklar vardır, gelecekteki imkanlar vardır. Yaşlılık çok uzaktır. Zaman geçip yeni yaşları tecrübe ettikçe yaşlanmanın sadece çocuklar için değil büyükler için de … Devamını oku

OKUDUĞUNU ANLAMAK

Geçen gün elimdeki kitapta yazan bir cümleyi, yazarın anlatım derinliğini daha iyi anlamak istediğim için dönüp ikinci kere okurken aklıma geldi. Hala var mıdır bilmem… Benim ilkokul yıllarımda Hızlı Okuma Yarışması yapılırdı. Öğrenciler tek tek öğretmenin yanına gelir, öğretmen çocuğun ilk kelimesiyle kronometreyi başlatır, çocuk vızır vızır sesler çıkartarak fısıltıyla ama öğretmenin anlayacağı şekilde cümleleri … Devamını oku