LAGÜN KENARINDAKİ ÇEMBER

Lagün kenarında sıcak bir gün. Rüzgâr nemle dolu, ağır ve yapışkan. Sanki her dokunuşuyla tenimizde, kendinden bir şeyler bırakıyor. Rüzgarın uçuşarak bıraktıkları arasında etrafımdaki konuşmalar da var; sürtünüp geçişlerinde üstümde demet demet cümleler ve kelimeler kalıyor, yavaş yavaş harflere bulanıyorum. İki yanım, iki farklı fotoğrafçı grubuyla çevrili. Fotoğrafçıların sesleri müzikli, İtalyancanın kıvraklığıyla akşamüstü oyalarla işli, … Devamını oku

ÇEKİNGEN KARŞILAŞMALAR (6) – Aşk İşi

Floransa, Bologna, Milano, Roma ve Torino’da yaptığım bu 5 günlük iş gezisinde anladım ki bir aşk işi bu, insanın yaşadığı yeri sevme meselesi. İnsan gittiği yere kadar bazı şeyleri idare ediyor, sonra daha fazla dayanamayınca ilişkiyi kesip atıyor. Ben de galiba büyük şehirlerde yaşamaya olan bağımı, bu şekilde kesip atmışım. Bologna ve Torino gibi düzenli … Devamını oku

ÇEKİNGEN KARŞILAŞMALAR (5) – Kareli Kültür

Şehrin kare düzende tasarlanmış blokları arasında ilerliyoruz. Büyük bir meydana, kocaman şemsiyeler altında masalar konulmuş, masaların sahibi restoran kendini akşama hazırlıyor. Beyaz peçeteler, düzgün yerleştirilmiş çatal bıçaklar, beyaz masa örtüleri… Biz masaların yanında geçerken karşıdan, sırtlarında enstrümanlarıyla dört müzisyen geliyor. Çok tanıdık bir görünüşleri var, geçmişte yaşadığım bir hayatı anlatıyorlar, nereye gidersem gideyim enstrümansız dolaşmadığım … Devamını oku

ÇEKİNGEN KARŞILAŞMALAR (4) – Kurguya Sığınmak

Yokuşlardan inip çıktık. Kalabalık bir mahalleye daldık. Arabalar yanımızdan vızır vızır geçer ve sıcak ayak bileklerimizden yakalayıp ilerlememizi yavaşlatırken, yayan yaptığımız 150 metrelik yolda bitap düşmüş otele vardık. Çocukluğuma dair anılarım, izlediğim filmlerdeki büyülü görüntülerle birleşerek kafamda dolaşıyordu fakat etrafımda gördüğüm her şey fazla gerçek ve yaşadığımız dünyaya aitti. Turistler, taksiler, motosikletler, mağazaların dışarı taştı … Devamını oku

ÇEKİNGEN KARŞILAŞMALAR (3) – Sıcak Temaslar ve Soğuk Teğet Geçişler

“Hoş geldiniz! Buyurun buruyun geçin, yiyip gezip eğlenin! Size sunduğum imkanlardan yararlanmaktan, ne olur çekinmeyin. Bir de aman, beni fazla meşgul etmeyin!” diyerek yapmacık ve karakterini ilk anda tınlatan karşılamasını sergileyince, biraz içerlemedim değil. On küsur yıl olmuş tanışalı, hala bana yabancıymış gibi bakışı… İster istemez kekeledim, “Ben… Ben… O gelip geçici turistlerden değil, değişen … Devamını oku

ÇEKİNGEN KARŞILAŞMALAR (2) – Tanıştığımıza Memnun Oldum  

Bana ciddi ciddi baktı. Elini, bir iş görüşmesindeymişçesine uzattı ve elimi sert bir kesinlikle kavrayıp sıktı: “Ben Bologna, tanıştığımıza memnun oldum!” Bu resmiyeti beklemiyordum. Halbuki Bologna’nın etrafını sarmış yumuşak tepelerine yaklaşışımızla başlayan tecrübemiz, Floransa’dakine göre çok daha rahat ve sakin olmuştu. Ne Floransa gibi ortasından geçip şehir trafiğini kaosa dönüştüren nehri vardı ne de yol … Devamını oku

ÇEKİNGEN KARŞILAŞMALAR (1) – Yıldızlı Gece

Tanışmalarda hep biraz çekingenim. Yaratılış meselesi, elimde değil. Ayaküstü yapılan konuşmalar ve havadan sudan sohbetler, oldum olası beni zorlar; ilk tanışma sözcüklerinin ardından gelen sessizliği doldurma telaşı da cabası. Bazılarıysa, tanışmalarda çok rahattır. Sanki kırk yıllık tanışıklıkları varmışçasına konu yaratıp, bir de yarattıkları konuların altından üstünden yanından kenarından girip şık hareketlerle slalom yaparak, sohbeti ustalıkla … Devamını oku

ÇİÇEĞİN İNADI

“Yaşamaz…” demişlerdi, “…bu, mevsimlik bir çiçek.” Ne satın aldığım yer ne konuştuklarım ihtimal vermişlerdi; ben de onları dinlemiştim. “Madem onlar çiçek yetiştiriciliğinde de bahçecilikte de benden daha tecrübeliler, öyleyse bir bildikleri vardır,” diye düşünmüştüm. Bu kabullenmeyle çiçeklerimi ekmiştim saksıya. Ömürlerinin en fazla 4-5 ay olacağını bilerek onları saksıdaki toprakla buluşturmuştum. Mevsim boyunca onlara iyi bakmaya … Devamını oku

KONTES iLE KAHVE

Geçen gün kendimi, bir kontesle karşılıklı oturmuş kahve içerken buldum. 80’lerindeki Kontes Galapagos Adaları’ndaki anılarını anlatırken kardeşi kahveleri fincanlara koyuyordu; ben de içinde bulunduğum duruma şaşmış, gördüklerimi içime sindirmeye çalışıyordum. Bir an, rüya ile gerçek arasında gidip geldim. Ne de olsa 1500’lerden kalma bir sarayda, sarayın sahibi Kontes’le karşılıklı oturmak, insana her gün nasip olmuyordu. … Devamını oku

DERDİNİ ANLATAMAMAK

Anlaşamıyoruz, daha doğrusu derdimi anlatamıyorum. Onun iddiası benim isteklerimi, tercihlerimi, yaşam tarzımı bildiği üzerine; benim isyanımsa, “Hayır, sevgili yapay, haksızlık etmeye çok meyilli, sanal dünya! Beni anlayamamışsın!” noktasında. Ursula K. le Guin’in ölüm haberini aldığım gündü. NY Times’da yazar hakkında çıkan bir yazıyı okuyordum. Okudukça yazıların arasına reklam girmeye başladı, bir süre sonra reklamlardan makaleyi … Devamını oku