DİLİN DÜĞÜMLERİ

Son zamanlarda, “Ya İngilizce ya İtalyanca yaz artık. Biz de gönül rahatlığıyla yazdıklarını okuyalım!” laflarını daha sık duymaya başlayınca ve bir iki de yabancı dilde kurgu edebiyat yazma denemesi yapınca daha iyi anladım: insanın günlük konuşma dili İtalyanca, okuma dili İngilizce olsa da yazım dilinde kendini en rahat hissettiği yine de büyüdüğü, yetiştiği ana dili. … Devamını oku

YOLUN KENARI

Hava hala karanlık. Doğa yeni uyanıyor. Önümde uzanan okyanus boyutundan beklenmeyen bir zarafetle her bir dalgada gelgitin gücüyle ağır ağır geri çekilirken, yamacın kenarındaki ahşap banka oturuyorum. Arkamda koruluk, tepeler, tepelerden gelen inek çanları, uzaktan duyulan bir tren… Havanın yavaş yavaş aydınlanışıyla gözlerime ışık doluyor, renkler gökyüzünde ve bulutlardaki kıvrımlarda uçuşarak beliriyor. Elim boynumdaki fotoğraf … Devamını oku

DİŞİMİN SIZISI

Yeni diş doktorum dişlerimi incelerken başıma gelecekleri aşağı yukarı tahmin ediyorum ama kondurmak istemiyorum. Zaten doktora gitmeye karar vermek yeterince zor, bir de doktorun dişlerimi inceleme süresi uzadıkça rahat görüntülü rahatsız koltukta yumruklarımı giderek daha da sıkıyorum. Dişçi koltuğu insanın bir nevi ata dönüştüğünü, sonraki aşamada toynaklarına bakılacağını hissettiği sınanma merkezi. O sınanma anında kafada … Devamını oku

GENİŞLEYİP DARALAN ZAMANLAR

Son 10 gündür bir proje üstüne çalışıyordum. Bittiğinde “Bugün günlerden ne?” diye sorulsa o anda bilemezdim, bilgisayarımın ekranındaki tarihe bakma ihtiyacı duydum. Zaman bu 10 günlük sürede benim için, Dünya’nın zamanından farklı işlemişti; yaşanan günden çok, projenin bitiş tarihini hedef alarak yaşamıştım. Yazmam gereken hikâyeler bitip de zamanın farklı akmış olduğunu anladığımda, bu his beni alıp … Devamını oku

BÜYÜMEYE DAİR

Ben küçükken babaannem, “İnşallah benim yaşıma gelesin!” derdi. Çocuk aklımla sinirlenir, “Ben senin gibi yaşlanmayacağım!” derdim, o da basardı kahkahayı. Çocuklar için yaşlanma kavramını anlamak zordur, onlar için bir tek büyümek vardır, büyüyünce yapılacaklar vardır, gelecekteki imkanlar vardır. Yaşlılık çok uzaktır. Zaman geçip yeni yaşları tecrübe ettikçe yaşlanmanın sadece çocuklar için değil büyükler için de … Devamını oku

OKUDUĞUNU ANLAMAK

Geçen gün elimdeki kitapta yazan bir cümleyi, yazarın anlatım derinliğini daha iyi anlamak istediğim için dönüp ikinci kere okurken aklıma geldi. Hala var mıdır bilmem… Benim ilkokul yıllarımda Hızlı Okuma Yarışması yapılırdı. Öğrenciler tek tek öğretmenin yanına gelir, öğretmen çocuğun ilk kelimesiyle kronometreyi başlatır, çocuk vızır vızır sesler çıkartarak fısıltıyla ama öğretmenin anlayacağı şekilde cümleleri … Devamını oku

KOŞU

Koşuşturan insanlar görüyorsun. İş, yaşam zorunlulukları veya hayatın tadını çıkartacak uğraşlar için değil, kendinden ve sorunlarından kaçmak için koşturan insanlar. Sanki hayatın öncesi ve sonrası yokmuş gibi çoğu zaman amaçsızca, belirsiz bir noktadan diğerine koşuşturup duran insanlar. Maratonlarına ne zaman başladıklarını bilmeyen, kendilerine bir tempo bellemiş, bir ayağı yere bastığı anda diğeri kalkan insanlar. “Hiç … Devamını oku

GÖZ KIRPIŞI FOTOĞRAFLAR

Geçen gün bir kayaya oturup okyanusu izledim. Birkaç kilometrelik bir yürüyüşün ardından varılan artık kullanılmayan taş ocağının zemini, kazılardan basamak basamak olmuş okyanusa uzanıyordu. Manzaranın güzelliğiyle elim fotoğraf makinesine gitti, birkaç kare sonra fotoğraf çekmekten vazgeçtim. Bir sürü fotoğraf kendinden önceki onlarca, yüzlerce, binlerce fotoğraf gibi dijital bir alanda kendisine ait bir dosyaya hapsolup kalacaktı; içimden o … Devamını oku

MÜKEMMEL YANSIMA

Virajlı bir yolda ilerliyoruz, yanımız göl ve dağlar. Hava parlak, rüzgar yok. Göl duru, devasa bir ayna. Araba hızla ilerlerken cama bakıyorum, önce kendi görüntümü görüyorum, sonra ötesine geçiyorum. Çarşaf çarşaf uzanan göle dağlar düşmüş, karşımda mükemmel yansıma. Daha da ötesine, düşüncelerime ulaşıyorum. Göldeki mükemmel yansımalarının farkında olmayan dağlara bakıyorum. Kendilerinin farkında değiller; başkaları üzerinde … Devamını oku

VALİZ

Yola çıkacaksın. Valize koyacaklarını dolaptan çıkartıp yatağın üstüne koyuyorsun. Bir yatak dolusu eşya, kıyafet… “Her şey lazım!” diyorsun. Evden uzakta kalacağın zaman uzun… O “lazım olan her şey”i kocaman valize yerleştiriyorsun. Valiz insan boyu. Çekiştirmeye başlıyorsun valizi, hayatını, düzenini. Valiz ağır, yollar uzun, ardında sürükle dur. “Yok yani, olmazsa olmazlarım!” diyorsun. Zaman geçiyor, eve dönüyorsun. … Devamını oku