OLİMPİYAT’IN BEYNİMDEKİ OYUNU

  Malum, dört yılda bir kapımızı çalan, bazılarımızın heyecanla beklediği an geldi: Yeni bir Olimpiyat’ı görme mutluluğu içindeyiz. Haliyle gazete yazıları, televizyon programları Olimpiyat ile dolup taşıyorlar. Bizim hemen hemen her gün uğradığımız kafedeki yaşlı amcalar bile Olimpiyat üstüne konuşup, İtalyan atletlerin nasıl daha iyi performans gösterebileceklerini tartışıyorlar. Haliyle bütün bu konuşmaların, ciddi yaklaşım ve … Devamını oku

MÜZİKLE EVRİLMEK

“N’apıyorsun?” “Hiiiç müzik dinliyorum!” “Onu fark ettim de sen farkında değilsin, yine takılıp kaldın…” “Nasıl yani?” “Ne biliim. Bu, aynı şarkıyı üst üste yirminci kez dinleyişin de!” Müzikle aramda karmaşık bir ilişki var. Bu iki insan arasında olana benzer, çekişmeli, aşk dolu, inişli çıkışlı, ölene kadar bitmez bir yumak. Sanırım hemen hemen her müzisyenin müzikle … Devamını oku

BÖLÜNE BÖLÜNE BÖLÜNMEK

Geçen gün biriyle okuduğumuz kitaplar ve yazarlar üzerine sohbet ediyorduk. Bir sürü ismi saydıktan sonra bir Japon yazarın ismini söyledim; söyler söylemez de karşımdaki, “Yok ben onu hiç okumadım da o çok satan bir yazar, ben Çok Satanlar’ı prensip olarak okumuyorum!” dedi. Karşımdaki konuşmasına devam ederken, kafam zincir zincir uzayan düşüncelerde dolaşmaya başladı. Doğrudur, bir … Devamını oku

YAPAY DÜNYANIN MASKESİ

Televizyondaki reklamlar, Internet’teki fotoğraflar, sokaklardaki panolar mankenlerle dolu. Hepsi fıstık gibi, bir gram fazlalıkları yok. Erkekler kasla donatılmış, Michelangelo’nun David’i yanlarında halt etmiş. Kadınlar desen, Tiziano’nun güzellik kavramı tarihe karışalı yüzyıllar olmuş; Tiziano’nun resmettiği bir kadının bacağı, bugünün iki mankenine bedel… Sonra yaz geliyor, “E hadi denize gitsek” deniyor, bir kompleks alıyor insanı. Yok oram … Devamını oku

DEVRİĞİN KRALI

Öyle cümleler yazıyorsun ki anlamak için 3 kere okumak, üstüne 5 dakika düşünmek lazım. Yazdıkların alışveriş listesi olsa şöyle duyulur: “Çilek 1 kilo; raptiye kırtasiyeden 1 kutu kırmızısından; iki kilo kıyma dana kuzu karışık köşedeki kasaptan köftelik…” Devriğin kralısın. Sana göre ne kadar devrik o kadar anlamlı. O devrik o kadar derin o kadar derin … Devamını oku

DÜNYALAR SAVAŞI

Kafam karışık. Bir haber okuyorum, tüylerim diken diken, içimde bir korku. Böyle, göğüs kafesime biri oturmuş gibi. 10 dakika geçiyor. Yeni biriyle tanışıyorum, bir çevirmen. Kitap meselesi hakkında yazışıyoruz, çeviri ve yayım dünyasından bahsediyor. Gerçekleri söylüyor, samimi. İnsanlığını, ilgisini, az önce ağırlıktan kırılmak üzere olan göğüs kafesimde duyuyorum. Bir sevinç hissediyorum. Sonra radyoda haber saatinin … Devamını oku

CIZIRTISINI SEVDİĞİM

Cızırtılar geliyor. Kulaklarımı daha da açıyorum. Uzaklardan bir yerden birkaç nota duyuluyor, tam da ihtiyacım olan. “Cızırtısını sevdiğim…” Çocukken radyo tiyatrolarını dinlerdim; evde sanki yanımda konuşuyorlarmış gibi net duyulurdu, arabadayken sürekli gidip gelirdi. Bir cızırtı kazanır bir tiyatrocunun gür sesi. Ne dünyalara giderdim, nereleri gezip dönerdim. Hala daha radyoyu açtığımda dünyaya bağlandığımı hissediyorum. Şimdi Internet var … Devamını oku

SİVRİSİNEKLE TANIŞMAK

“Hanımefendi, sizi ısıran sivrisineği gördünüz mü?” Şişip morarmış bacağımla yabancı bir doktorun karşısında, suçlu bir çocuk gibi korku içinde oturuyordum. “İşte, ne bileyim Doktor Bey… Böyle, bildiğimiz sivrisinek…” “Yok, olur mu hanımefendi! Bunun kaplan olanı var, ev cinsi olanı var, lağımdan geleni var… Üstü çizgili miydi tek renk mi?” “Hay Allah, bilmem ki? Tanışmaya fırsat … Devamını oku

KERTENKELE MON AMOUR

“Dur dur, acele etme! Şimdi ben sağdan yaklaşayım sen soldan…” “Sessizce ilerleyelim!” “Bak şu paspası çek oradan, rahat yürüsün.” “Ben şu kapıyı açtım mı, sen de öbür taraftan yavaşça yönlendir…” İki kişi durmuş, eve giren kertenkeleyi dışarı çıkartmaya çalışıyorduk. Zavallım şaşırmış, bir sağa bir sola koşuştururken nasıl yapsak da korkutmasak diye düşünmeye başladık. Bu 10 … Devamını oku

WORD İLE GEÇİNEMEMEK

“I-ıh! Olmaz, o öyle yazılmaz!” “Yahu bilmez miyim! Ama öyle yazmamın bir nedeni var. Hikaye onu gerektiriyor, bu karakterlerin konuşma ağzını, yazıya aktarmam lazım…” “Ben bilmem, o ‘yapıyorsun’ diye yazılır, ‘yapıyosun’ diye değil!” “Of ben de biliyorum gerçekte nasıl yazıldığını, sinir etme beni! Burada amaç farklı diyorum sana ama anlatamıyorum ki, altını kırmızı kırmızı çizip … Devamını oku