SAFİYE ABLA VE BEN – MAHKUM

Ben: Alo, merhaba Safiye Abla! Safiye Abla: Alooo, kızım? Ben: Buradayım Safiye Abla, nasılsın? Safiye Abla: Zeynep hah hah duydum, duydum. İyidir kızım sen? Aman daha biraz önce Numan Abi’ne dedim, Zeynep’i arayalım diye, tam o sırada sen şeeettin… Ben: Ama Safiye Abla, sen aradın beni zaten… Safiye Abla: Aaa kızım nasıl yani? Sen aradın, … Devamını oku

ÖLÇÜYÜ KAÇIRMAMAK – BİR TARHANA HİKAYESİ

Bir elim yoğurduğum hamurda, diğeriyse defterimin satırlarında dolanıyor. Şimdiye kadar her şey tamam, bütün malzemeler hamurda; hamurun rengi, görüntüsü olması gerekene aşağı yukarı benziyor. Sonra bir anda, “Tamam yani, bu kez ilk seferde tutturdum galiba,” derken, gözüm bir sonraki satıra iniyor, sbank! “Hamur, poğaça hamuru kıvamına gelecek ama biraz da ele yapışacak gibi olacak. Fazla … Devamını oku

SAFİYE ABLA VE BEN – İKİ ARADA BİR DEREDE

Safiye Abla: Alooo? Zeynep… Kızım? Ben: Merhaba Safiye Abla, nasılsın? Safiye Abla: Kızııım? Yok yani yok, olmadı, yine olmadı… Ben: Ne olmadı Safiye Abla? Safiye Abla: Numan, olmadı diyorum, bak konuşamıyorum kızlan. Bozuk vallahi bozuk bu telefon… Ben: Safiye Abla, duyuyorum ben seni, buradayım! (Bir çıtırtı, bir patırtı, bir hışırdama…) Safiye Abla: (Safiye Abla’nın sesi … Devamını oku

DOĞANIN SESİ

Bu yaz yaşadığım yerde hava serin geçti. İki günde bir yağan yağmurlar, gece 12 dereceye düşen sıcaklıklar… Hayvanlar için ot eken çiftçiler havanın bir yağıp bir açmasından memnun kaldılar, ne de olsa yağmuru yiyip hemen ardından açan güneşi gören otlar kendilerini göğe doğru hızla uzattılar. Bostanı ve meyve ağaçları olanlarsa dertli dertli sebzelerine, meyvelerine baktılar. … Devamını oku

SESSİZ TİYATRO

“Mekan: Şık bir restoran. Zaman: Akşam yemeği. Sahne: 6 gençten oluşan bir masa. Kostüm: Hepsi şık giyinmişler, hatta kızların kıyafetleri biraz abartılı, düğüne gitsen gidilir seviyede. Durum: Aralarında tek kelime etmiyorlar, birbirlerine bakmıyorlar, kafaları telefonlarına gömülü.” Bu, benim yazdığım tiyatro oyunundan bir sahne değil; her gün etrafta gördüğümüz bir durum ve benim için en az … Devamını oku

DOĞANIN GÜCÜYLE SARSILMAK

Geçen gün yaşadığım yere yakın büyük bir deprem oldu. İnsan gece yarısı yatağından sıçrayarak depremle uyanınca ilk önce yanındalarsa sevdiklerine sarılıyor, olmayanları telefonla arıyor, evine bakıyor, komşuları iyi mi diye gidip kontrol ediyor. Her şey yolundaysa televizyonu açıp haberleri izlemeye, bir taraftan da Internet’e bakmaya başlıyor, olayın boyutunu kavrayabilmek için. Türkiye’deyken de depremi yaşamıştım, yaşayanlar … Devamını oku

SESLERİ DİNLİYORUM GÖZLERİM KAPALI – (ORHAN VELİ’YE ÖVGÜ)

Geçen gün gözlerimi kapayıp etrafımdaki sesleri dinledim. Arkamdaki ağaçtan bir kuş çığlığı, komşunun köpekleri, yan tarlada çalışan traktörün hırıltısı… Çocukken de bunu yapardım. Şehir çocuğuydum, henüz okula başlamamıştım, en sevdiğim şeylerden biri açık cama yakın koltuklardan birine uzanıp dışarıdan gelen sesleri dinlemekti. Kıpırtısız yatar, gözlerimi kapar, en küçük sesleri, en küçük vızıltıları, en küçük tıkırtıları duymaya … Devamını oku

SANAL DÜNYANIN SANAL YAKINMALARI

Hepimiz zaman zaman yapıyoruzdur, insan doğası, yakınan varlıklarız. Yine de yakınmanın fazlasının zarar olduğunu, devamlı yakınanlar ile onları dinleyenleri içten içe yiyip bitirdiğini ve belki de doktorların “Yakınmak, ciddi sağlık problemlerine neden olur” gibi bilgilendirici kampanyalar yapmaları gerektiğini, son zamanlarda daha sık düşünmeye başladım. Sosyal meydanın hayatlarımızı kasırga gibi girmesiyle insan davranışları gözümüze daha da … Devamını oku

BÖĞÜRTLEN ZAMANI

Her sene böğürtlen zamanı geldiğinde içimi bir bitiş ve başlangıç hissi kaplıyor. Küçükken, daha ilkokul yıllarında, dedelerden kalma meseleleri halletmek için İğneada’ya giderdik. Nedense o dedelerden kalma işler bir türlü hallolamaz, biz her sene Eylül ayının başında kendimizi yine İğneada yollarında bulurduk. Tabii işlerin halledilmesi demek oraya teyzeler ve kuzenlerle gidilmesi demekti; okul açılmadan önce … Devamını oku

SAFİYE ABLA VE BEN – PİS PİS

Ben: Alo? Safiye Abla: Alooo Zeynep? Ben: Merhaba Safiye Abla! Safiye Abla: Alo Zeynep kızım? Ben: Buradayım buradayım! Safiye Abla: Hah nasılsın? Ben: İyiyim Safiye Abla sağol, sen? Safiye Abla: İi ii n’olsun? İş güç… Evde bişey kalmamış, dedim iniyim çarşıya bişeyler alıyım, Numan Abinin canı balık istediydi, sabahtan erken indim, amaan artık daha geç … Devamını oku